"The Role of Arts in Identity Formation and Collective Memory in The Digital Age" başlıklı makale, dijitalleşen dünyada sanatın sadece bireysel bir estetik ifade biçimi olmaktan çıkıp, toplumsal kimlik inşa eden ve kolektif belleği koruyan stratejik bir mekanizmaya dönüşümünü ele almaktadır. Makalenin temel içeriği, teknolojik ilerlemelerin sanatın üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini nasıl kökten değiştirdiğini ve bu değişimin toplulukların kendi geçmişlerini hatırlama biçimleri üzerindeki etkilerini analiz eder. Sanatın dijital platformlara taşınmasıyla birlikte, geleneksel olarak galeri ve müzelerle sınırlı kalan fiziksel sınırların aşıldığı ve sanatın küresel bir iletişim dili haline gelerek daha kapsayıcı bir kolektif kimlik inşasına hizmet ettiği vurgulanır. Özellikle sosyal medya ve dijital arşivlerin, marjinalleşmiş seslerin duyulmasına ve resmi tarihin dışında kalan toplumsal anlatıların kalıcı hale gelmesine olanak tanıdığı belirtilir.
Çalışmanın önemi, dijital sanatı toplumsal hafızanın dinamik bir taşıyıcısı olarak konumlandırmasında yatar. Geleneksel kolektif bellek genellikle anıtlar veya yazılı belgeler gibi statik araçlarla korunurken, makale dijital sanatın etkileşimli yapısı sayesinde belleğin sürekli güncellenen ve tartışmaya açık bir sürece dönüştüğünü gösterir. Bu bağlamda, sanal gerçeklik (VR) ve interaktif dijital projelerin özellikle genç nesil için tarihi ve kültürel değerleri deneyimlenebilir kılması, çalışmanın sunduğu en kritik perspektiflerden biridir. Makale aynı zamanda, dijitalleşmenin getirdiği telif hakları ve otantiklik gibi zorluklara rağmen, sanatın küresel ağlar aracılığıyla toplumsal bağları güçlendiren ve kültürel mirası modern çağa uyarlayan vazgeçilmez bir araç olduğunu ispatlaması bakımından akademik literatürde değerli bir yer tutar.
DOI:https://doi.org/10.61942/msj.v2i4.253